|
...
Kalemim Sen ve Ben
Dislerim demir parmaklik, Dilimse
suçsuz bir mahkum. Düsünce suçundan yargilanan bir zavalli gibi, Duygularimi anlatamadim.
Iste bu yüzden yaziyorum
bos sayfalara, Yaziyor yirtiyor ve atiyorum... Seninle yürüdügüm yollara. Belki bulup okursun diye, Okuyup
ta geri dönersin diye, Durmadan yaziyor yirtiyor ve atiyorum... Seninle yürüdügüm yollara.
Hani ölmemis bir
insani gömersin ya ! Iste onun gibi gömüyorum. Yosun tutmus anilarimi, Karbeyaz sayfalara.
Kalemimin her
temasinda, Bir kazma daha vuruluyordu topraga. Kendim için kazamadigim mezari, Kalemim kaziyordu karbeyaz sayfalara..
Yine akşam oluyor Deniz durgun hava
durgun İsyanlar ümitlerle ben Ve yalnızlığım yorgun
Yine tanıdık çehreler Gülüşler
aynı Gözler solgun Bir günü daha yaşanmış Şu geçip giden ömrün
Dilimde anlamsız
bir dolu söz Ne yaptığım belli ne istediğim Bir günü daha yaşanmış ömrün Bilmiyorum
ki nedir beklediğim
Yine yüreğim daralıyor Kelimeler düğüm düğüm Bir günü daha yaşanmış
Şu geçip giden ömrün
Ümit kayığında kürek mahkumuydu hayallerim Sabahları
önce resmin girdi bütün odalarıma Saçlarındı gölgesi mahzun ikindilerimin Adın yazılı
kaldı sokaklarında gönül şehrimin Söndü hasret rüzgârından, vuslatın yanan mumu Erguvanlar
geri geldi yaz ortasında, Erken sonbaharlarda sardunyalar geldi, Sen gelmedin…
Yoksa kaybolacağım karanlıklarda Belki sisli
bir kış gecesi Belki hüzünlü bir sonbahar akşamı Cesedimi bulacaklar çamurlar arasında Bir
elinde resmin bir elinde silah vardı diyecekler Kalkıp geleceksin sonra bana Cesedimi görünce taş kesileceksin Senin
için neler çektiğimi bir bir anlayacaksın Tutup ellerimden affet diyeceksin affet beni Seni çoktan affettiğimi
bilmeyeceksin Eğilip sarılacaksın soğuk bedenime İşte o anda bir fısıltı
duyacaksın dudaklarımdan ...

 |
Bir Çiçek Aldim
Dün gece yine yalnizdim Sokaga çiktim Ve
kendime bir çiçek aldim Kendim almamis gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalniz degilmisim gibi düsündüm Ama her gece
gibi Dün gece de yalnizdim Ve kendime bir çiçek aldim Bir saat geri alinmis saatler Ben geri almadim Ve
bir saat daha yalniz kalmadim Bir masaya oturdum Iki çay ismarladim Ben içtim Sen soguttun Sana söyleyecegim
her seyi yuttum Çok dert etmedim Çünkü yoktun Dün gece yine yalnizdim Rahat agladim Yoklugundan gizlemedim
gözyaslarimi Ve lambalari hiç karartmadim Dün gece Her gece gibi yalnizdim Sokaga çiktim Ve kendime bir
çiçek aldim Sen sandim Koklamadim
|
|
duydum ki bizi bırakmaya
azmediyorsun, etme. başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
ey ay, felek harab olmuş,
ziyan olmuş senin için bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.
ey, makamı var ve yokun üstünde
olan kişi sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara
olur gamdan sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
şekerliğinin içinde zehir
olsa dokunmaz bize sen zehri o şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.
harama bulaşan gözüm, güzelliğinin
hırsızı ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
aşıklarla
başa çıkacak gücün yoksa eğer aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
isyan et eyy arkadaşım,
söz söyleyecek an değil aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
mevlana
|

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı
vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini
bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal
usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.
 Gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla
bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın
baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.
 Gidiyorum başımda gam, gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca
çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler
görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda
yakmak için.
 Hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar say ki yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan.
 Gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya
gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.
 Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek
sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya
gidiyorum.
 Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.
|
Eğer
O kadar da önemli değildir bırakıp
gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı
eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı
eğer
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse
eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı
eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o
kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum
yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan
savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
| | |
 |